Wednesday, October 04, 2006

Güzel ilçemiz Akhisar

Hititlerin savaşçı kadın rahipleri olan Amazonlarca kurulan Akhisar ve çevresi ile ilgili Arkeolojik kalıntılar Akhisar'ın 25 Km. kuzeyinde bulunan ve Kırkağaç yakınlarındaki Gelenbe bucağının bir köyü olan Bostancı Köyüne aittir.İ.Ö.3000-2500 yıllırıyla tarihlenen bol ve dağınık bir şekilde bulunan bulgular en fazla Alaşehir yakınlarındadır. Bunlar topyu halde YORTAN MEZARLIK KÜLTÜRÜ adını alırlar. 1900 -1901 yıllarında Goudin ve M. Victor Chapot tarafından yapılan ilk kazılarda, yapılar kerpiç ve ahşaptan olduğu için konut bulunamamış, sadece ölüye ait mezar hediyeleri saptanabilmiştir.
İ. O. 3000 yıllarında Anadolu' nun Batı kısımlarında yaşayan Luwi halkının dili Hint-Avrupa dillerinden idi. Batı Anadolu' da sonu RA eki ile biten kent, dağ vs. adları Luwi dilinin eseridir. Böylece Akhisar'ın adı olan Thyateira' nın o dönemin ismi olduğunu ve o dönemde kurulduğunu düşünmek mümkündür. Zaten kentin Orta Anadolu'da bulunan Hititlerin kadın savaşçıları olan Amazonların diliyle Luwi dilinin birbirine çok yakın olduğunu göstermektedir. Hermos (Gediz) nehrinin kollarından biri olan Lykos (Gördük) Çayı'nın kıyısında kurulan Thyateira antik kenti üzerinde Akhisarın bulunduğu ve ilk iskan izlerinin erken prehistorik döneme (M.Ö.3000) rastladığı yerde kurulmuştur.
Akhisar' ın stratejik konumundan dolayı birçok devlet, yöreyi koloni olarak seçmiştir. Ayrıca Akhisar' ın Bergama - Sart, Manisa - İzmir yollarının kavşak noktasında olması da bu stratejik konumunu arttırmıştır. Antik dönemde Roma' ya bırakılıp bırakılmaması konusunda çıkan isyanlarda zarar gören Thyateira' da dokumacılık,yün boyamacılığı etkilendi,tarım yapılamaz hale geldi. Roma imparatorluğu zamanında rahat yaşam süren Thyateira 395'te Roma'nın ikiye ayrılmasıyla Bizans'a bağlandı. Daha sonra 1243' te Slçuklu Devleti'nin yıkılışıyla Lyidia topraklarını alan Saruhanoğulları Manisa' yı başkent yaptı ve Thyateira' ya Akhisar adını verdi. Akhisar; Luwi, Frigya, Lidya, Pers, Makedonya, Selevkos, Bergama, Roma, Bizans, Selçuk, Saruhan ve Osmanlı devirlerine tanık olmuştur.
İSİMLERİ:
Akhisar tarih boyunca Thyateira , Pelopeia, Ta Siyateyra, Semiramis, Euppia, Aspro - Kastro, Kökliçe ve Akhisar isimlerini almıştır. Thyateira: Akhisar'ın ilk adı olan Thyateira, Akhisar'ın kurucuları olan Amazonların en yiğit önderlerinden birinin adıdır.
Pelopeia: Akhisar'ın Thyateira'dan sonra gelen ikinci önemdeki adıdır. Yunan mitolojisindeki Pulops'un kızıdır.
Ta Siyateyra: Hıristiyanlık döneminde Akhisar'a verilen "Kutsal Kilise" anlamına gelen isimdir. İncil'e göre "7 Kutsal Kilise"den biri Akhisar'da bulunmaktadır. Bunun için Akhisar Hıristiyanlara göre bir hac merkezidir.
Semiramis: Bir Asur kraliçesinin adı olmakla birlikte kentin bu kraliçe ile bağlantısı olup olmadığı kaynaklarda açıkça belirtilmemiştir.
Euppia: Ekmel İzdem, Euppia'mn "hara" anlamına geldiğini ve Büyük İskender'in Granikos Savaşından sonra atlarını bir süre Akhisar ovalarında barındırıp otlattığı için bu adı aldığını yazmaktadır.
Aspro-Kastro: Bizans dönemi isimlerindendir. Bizans imparatoru Konstantinos zamanında Prens Theodorous Gölmarmara'ya sürülür.Daha sonra Akhisar'a gelen Prens şimdiki istasyon ile hastane arasına beyaz bir kale yaptırır. Bu yüzden kente "Beyaz Hisar" manasındaki Aspro - Kastro denir.
Köklice: Osmanlı döneminde Akhisar'a verilen isimdir . Fazla kullanılmamıştır.
Akhisar: Yöreyi fetheden Türklerce verilen bir isimdir. Osmanlı döneminde çok kısa bir süre kullanılan Köklice' den sonra yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Kent halen Akhisar adıyla anılmaktadır.
Kente Hakim Olan Tanrı İnançları:
Akhisar'da ilkçağdan günümüzedeğin birçok tann'ya inanılmıştır. En önemlileri
ANATANRIÇA: Manisa'daki Spil Dağını mekan tutmuştur.Manisa'mn yöreye yakınlığı nedeniyle yöre halkı Anatanrıça kültüründen etkilenmiştir.
BAŞ TANRI ZEUS: En büyük tanrı ve tanrıların babasıdır. Roma dönemi Akhisar paralarının bir yüzünde Tanrı Zeus'un başı vardır.
HERA: Zeus'un eşidir. Grek Tannçasıdır.
POSEİDON: Zeus'un erkek kardeşi ve denizler tanrısıdır.
HADES: Zeus'un kardeşi ve yeraltı ölüler ülkesinin tanrısıdır.
DEMETER: Toprak ve bereket tannçasıdır. Roma dönemi Akhisar paralarında görülür.
ATHENA: Zeus'un kızı ve 12 Olympos Tanrısından birisidir. Bazı Thyateira paralarının üzerinde miğferli olarak kabartmaları bulunur.
ARTEMİS: İlkçağ Akhisar paralarında büstü vardır. Anadolu Ana tanrıçasının Helenlerdeki adıdır. En önemli tapım yeri Batı Anadolu'daki Ephesos (Efes) dur.
APOLLON: Yerel Akhisar paralarında en çok rastladığımız Tanrı, Tanrıça Leto ile Tanrı Zeus'un oğlu Apollon'dur. Bu bir Anadolu Tannsıdır.Roma döneminde Akhisar'da gösterişli Apollon festivali ileri düzenlenirdi. HEPHAİSTOS: Zeus ve Hera'nın oğludur . Çirkin ve topal olduğundan Olympos tanrıları tarafından dışlanmıştır. İlkçağ paralarında demirci olan bu Tanrının kabartmaları vardır.
DİONYSOS: Anadolu kökenli bir Tamıdır. Dağlarda, ormanlarda, yabani hayvanlarla ve yaratıklarla yaşamakla birlikte bir şarap Tannsıdır.
APHRODİTE ve EROS: Aprhodite aşk ve güzellik tannçasıdır. Sevgiyi ve sevişmeyi simgeler. Eros ise attığı oklarla tanrıçaya yardım eder.
HERMES: İlkçağ Akhisar paralarında görülen bir tanrıdır. Tanrıların, özellikle de Zeus'un habercisidir. Tüccarları korur.
PAN: Küçükbaş hayvanların ve çobanların tanrısıdır. Keçi ayaklı insan başlıdır.
ASKLEPIOS: İlkçağda hekim ve sağlık tannsıdır. En önemli tapınaklarından biri Bergama'dır ve Asclepieion adını alır. Akhisar sikkeleri üzerinde kabartmaları vardır.
TYKHE: İlkçağ Akhisar paralarında kabartması olan "Kader Tannça"sıdır. Hellenistik devirde tanrıçalığıyla bütün tanrıları unutturmuştur.
SERAPİS: Mısırlılarla Yunanlıların ortak tanrısıdır. Akhisar paralarında kabartması vardır.
ROMA: Akhisar antik çağ paralarında kabartmalarının bulunması bize Thyateira kentinde de bir Roma tapınağı bulunduğunu kanıtlar
KORE: Persephone'nin ikinci adı olan Kore "Genç Kız" anlamına gelir. Akhisar paralarında rastlanır.
PERSEUS : Bir Yunan kahramınıdır. Akhisar paralannda kabartması görülür.
HERAKLES: İnsanın doğaya yenilmezliğini simgeler. Yaptığı işler insanların iyiliği yönündedir.

BİZANS DÖNEMİ' NDE AKHİSAR
Vahiylerde bildirildiği üzere Asya'nın ilk 7 Kutsal Kilisesi Ephesos(Efes), Symnira(İzmir) Pergamon(Bergama), Thyateira(Akhisar), Sardeis(Sard), Laodikeai(Goncalı), Philadelphia (Alaşehir) da kurulmuştur. Buna bağlı olarak İncil'de iki farklı yerde Thyateira ismine rastlanır. St.Jean'ın vahiylerinde Aziz, Asya'daki 7 kiliseye ve bu arada Thyateira'ya mektup yazmaktadır. Aynen aktarıyoruz: "Ve Thyateira'da olan kilisenin meleğine yaz... Ateş alevi gibi gözleri olan ve ayaklan parlak tunca benzeyen Allah'ın oğlu şu şeyleri diyor: Senin işlerini ve sevgini ve imanını ve hizmetini ve sabrını ve son işlerinin öncekilerden daha çok olduğunu bilirim. Fakat sana karşı bir şeyim var, kendisine peygamber diyen Jezebel kadını bırakıyorsun ve o, kullarıma zina etmeyi ve put kurbanları yemeği yedirip saptırıyor. Ve tövbe etsin diye kendisine zaman verdim. Ve o kendi zinasından tövbe etmek istemiyor, işte onu bir yatağa ve onu işlerinden tövbe etmezlerse kendisi ile zina edenleri büyük sıkıntıya atacağım ve onun çocuklarını öldüreceğim. Ve bütün kiliseler bilecekler ki, gönülleri ve yürekleri araştıran benim. Fakat size, Thyatiera'da olan diğerlerine, kendilerinde bu talim olmayanların hepsine onların dediği gibi gelinceye kadar sizde olan sıkı tutun ve galip olup, sona kadar işlerini tutana, ben de babamdan nasıl aldımsa ona milletler üzerinde egemenlik vereceğim, çömlekçi kapları parçalandığı gibi onlar demir çomakla gidecektir. Ve ona sabah yıldızını vereceğim.Kulağı olan işitsin,Ruh kiliselere ne diyor..."
İncil' de Thyateira adının ikinci kez geçmesine St.Paulus'un Thyateiralı bir erguvan satıcısı olan Lydia'dan yardım alması ve onun evinde kalması şeklinde şahit oluyoruz.(7)
Thyateiralılarla hrıstiyanlığın tanışması kesin bir tarihe dayandırılamamaktadır. Buna rağmen M.S. 100 yıllarında Thyateira'da yoğun bir hrıstiyan nüfusunun bulunduğu bilinmektedir. İncil'deki metinlere dayanarak Thyateira'nın Anadolu'da hrıstiyanlığın yayıldığı ilk kentlerden biri olduğu kanısına varabiliriz. Makedonya'nın Filibe kentine ticaret için giden Lydia'nm orda erguvan satması o çağ Akhisar dokumacılığı hakkında bize bilgi vermektedir. O dönemde Akhisar' da dokumacılık lonca şeklinde bir örgütlenmeye de girmiştir. Thyateira kendi ve eski Lydia Toprakları Bizans döneminde Thracesia Thema'sında bulunmaktaydı. Bizans başkentinin İznik olmasına rağmen, kış ve ilkbahar aylarının Nymphainon ve Periklystra (Pınarbaşı) da geçirilmesi devlet hazinesi ve darphanesinin başkente uzak olan Magnesia (Manisa)da bulunması zayıf olan devleti iyice yıprattı. Böylece kısa bir süre içinde Batı Anadolu kalıcı bir şekilde Türklerin eline geçti. 1300'lü yıllarda Moğolların Anadolu'yu terk etmeleriyle Batı Anadolu etnik ve siyasi yönden Türkleşti.
Akhisar'dan Geçen Belli Başlı Tarihi Yollar:
Lydia ülkesinin merkezinden geçip iran'a kadar ulaşan "Kral Yolu"nun Akhisar bağlantısı vardı. Pers imparatorluğu döneminde bu yol çoğunlukla hükümet ve idareye yönelik hizmet görürdü. Suriye selevkos krallığının ön Asya'daki egemenliği sırasında çok kullanılan "Doğu Ticaret Yolu' nun da Akhisar ile bağlantısı vardır. Roma döneminde ise çeşitli eyaletleri Roma'ya bağlamak amacıyla Ephesos ve Kapadokya arasında "Doğu Yolu" ve orta Anadolu'yu Ege Denizine bağlamak amacıyla "Kral Yolu"na uyan bir 'hat' mevcuttu. Anadolu'nun Arap akınlarına maruz kaldığı yıllarda "Akhisar-Khoma" arasındaki bir yolun kestirme olması nedeniyle hafif ve hızlı Arap alaylarınca özellikle tercih edildiği bilinmektedir. Roma döneminde imparator Caracalla Thyateira'yı ziyaret için "Pergamon-Thyateira Yolu' nu tercih etmiştir. İlk çağda "Thyateira-Pergamon, Sardies' den geçen ana yola" hem Gölmarmara-Salihli, hem de Daldis ve Satala yolları bağlıydı, kentin önemi bu şekilde vurgulanabilir. Pergamon ve Thyateira' dan geçerek Sardies'e götüren anayol çok eski ve işlek olan önemli bir yoldu.
OSMANLI DÖNEMİ' NDE AKHİSAR
Osmanlıların ilk zamanlarında Akhisar'da dini, hukuki ve kazai her türlü görevleri üstlenen kadılar, dirlik sahibinin adına onun gelirlerini mahallinde toplayan haklarını onun adına kullanan voyvodalar, halkla devlet arasındaki ilişkilerden sorumlu kethüdalar bulunurdu. Çelebi Sultan Mehmet'in Saruhanoğlu beyliğini tamamen, Aydınoğlu Beyliğinin de bir bölümünü almasıyla Akhisar, Osmanlı topraklarına girdi. Osmanlıların Saruhan'ı ele geçirdikleri ilk yıllarda, Çelebi Mehmet devrinin en önemli iç olaylarından biri olan dini, politik ve sosyal yönlü olan Şeyh Bedrettin ayaklanması patlak vermiştir. İzmir, Aydın-manisa topraklarında sahne alan Şeyh Bedrettin ayaklanması Akhisar'ın da bulunduğu Saruhan topraklarının yakılıp yıkılmasına sebebiyet vermiştir. Ankara savaşında Timur'a esir düşen Yıldırım'ın oğlu Mustafa Çelebi serbest bırakılınca Mehmet Çelebi'ye karşı başlattığı ayaklanmada Aydınoğlu Cüneyd Bey'i yanında buldu. Mustafa Çelebi' nin Sultan Murat'a yenilmesiyle Cüneyd Bey işine gelen tarafa döndü ve İzmir'e kaçtı. Ayasuloğ bölgesinde hem fikirleriyle bir olup adına para bastıran Cüneyd Bey, Sultan Murat'ın kendini takip ettirdiğini öğrenince İpsili Kalesine kaçtı. Bunun üzerine Hamza Bey komutasındaki Osmanlı ordusu Akhisar'a gelerek, yörü yakınlarında bir yerde Cüneyd Bey'le savaştı. Tekrar İpsili kalesine sığınan Cüneyd bey, yakalanarak tüm ailesiyle birlikte idam edildi.
Osmanlı Döneminde Akhisar'da Sosyal Yaşam,Ticaret ve Sanayi:
Pamuk üretiminde söz sahibi olan Akhisar'ın Aydınlı tacirlere keten bezi sattıkları bilinmektedir O dönemlerde Akhisar'ın ticari ve ekonomik canlılığı aldıkları ihtisab vergisinin yüksekliğine bağlıydı. 1607 tarihli bir kayda göre İzmir, Akhisar, Menemen, Tırhala ve Gördes kadılarına pamuklu dokumaların ihtiyaçlar karşılanmadan tüccarlara satıldığı gerekçesiyle 15 Ağustos 1597 Cuma günü bir emir gönderildiği ve bu yolla satışların engellenmeye çalışıldığı belirtilmiştir. İstanbul'a sevkedilen "Yeniçeri çuhası ya da astan" Akhisar'ın pamuk dokumacılığındaki üstünlüğünü vurgular.!640'lı yıllarda İstanbul pazannda en çok aranan ürünlerin başında Akhisar bezi,kuşağı ve pamuk ipliği geliyordu. Aynca devletin istediği yelken bezi ve esir gömleklerinin büyük bir bölümü de Akhisar tarafından üretiliyordu.
Yönetim Şekli
Saruhan sancağının Manisa dışında en önemli kazası Akhisar'dı. Kaza l534' te 21, 1575'te 19 köye sahipti. Akhisar'a bağlanan Palamud nahiyesi diye bilinen Zeytinli Ovanın ise 1531'de 17 adet köyü ve mezrası vardı.
Vergi Sistemi
16. ve 17. yüzyıllara ait Tahrir Defterleri incelendiğinde Akhisar'ın en eski mahallesi olan Divan-ı Süleyman'da 31 tane vergi vermekle yükümlü mesken vardı.kaza kadıları, Akhisar'daki her haneden 207 akçe toplayarak, bunları en geç Ramazan ayının 20'sine kadar Aydın -Güzelhisar'a getirmeliydiler. Çeşitli yüzyıllardaki avarız miktarları incelendiğinde avarızhanelerin giderek azaldığını, buna bağlı olarak da Akhisar'da ki sosyal yaşamın ve ekonominin gerilediğini gözleriz.

KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA AKHİSAR
Osmanlı İmparatorluğunun 1.Dünya Savaşını yenik kapaması ve Mondros Mütare kenamesi ile bu yenilgiyi onaylaması sonucunda Anadolu toprakları düşman kuvvetleri tarafından yağmalanmaya başlanmıştır. 1919 yılı ortalarıda 39.157 kişilik Akhisar ve çevresi de bu olaylardan paylarını almış ve zor günler geçirmişlerdir. İZMİR'in işgaliyle Akhisar halkı, kendi şehirlerinin de işgal edilebileceği fikrine sahip değillerdi. Halk bu sebeble Rumlar tarafından galeyana getirilmişti.Akhisar halkını manen yıkmak isteyen Rumlar ve Rum papazlar, İZMİR'in işgalini abartılı bir şekilde anlatarak kurtuluş yolunu Akhisar'a asılacak olan Yunan bayraklarına bağlamışlardı. Amaçlarma ulaşmaları ise uzun süre almadı. MANİSA'mn Yunanlılar tarafından işgal edildiğini duyan Bekir Sami Bey ve beraberindekiler 24 MAYIS 1919 Cumartesi sabahı Akhisar da kalma kararı aldılar. 24 MAYIS 1919 Cumartesi günü Bekir Sami Bey'in Akhisar hakkındaki düşünceleri şöyledir. "Bütün caddelere Yunan bayrakları asılmış, herkes Yunanlıların gelmesini bekliyor. Birçok yerli Türkler yerli Rumların yanına sokulmuş dalkavukluk ediyor ve bu sayede hayatını, malını, mülkünü emniyete sokacağını sanıyor. Bütün terzi dükkanları genişYunan bayraklaırı dikmekle meşgul". Bekir Sami Bey ve arkadaşları gördükleri durum karşısında büyük üzüntüye kapıldılar. Ve caddelere asılan Yunan bayraklarını indirmek için çareler aramaya başladılar. Hemen o gece kaldıkları otelde Akhisarlılarla konuşma kararı aldılar. Akhisarlılara Yunanlıların aynı taktiği Balkanlarda ve Yunanistan' da bulunan Türklere de uyguladıklarını Yunan bayraklarının ateşkes amaçlı aşılmadığını ulaştıkları yerlerde Türk varlığını yok etmek için o tavrı takındıklarını, bu arada o sıra yönetimde bulunan İSTANBUL hükümetinin onlardan yana olduğunu, işgal ve imha amaçlı olduklarmı, kendilerinin vazifesinin ise olanlara karşı koymak olduğunu söyledi. Yunan tarafı olan Akhisar Kaymakamı bir yandan Akhisar'a Bekir Sami Bey,Yüzbaşı Faruk ve Vasıf Bey'i tutuklattırmak amacıyla Fransız subaylarıyla iletişim içinde olmaya özen gösteriyordu. Kaymakamın bu hareketine karşılık Bekir Sami Bey, Akhisar'dan ayrılıp MANİSA'ya giderek,oradan silah ve cephane alıp, Salihli yakınlarında bir cephe kurmaya karar verdi. 5 HAZİRAN 1919 Akhisar'ın Birinci Kez İşgali Akhisar'a birinci işgal 30 MAYIS 1919 Cuma günü Yunanlılar tarafından 250 piyade, 7 Süvari, 2 Makinalı tüfekten oluşan bir orduyla gerçekleştirilmiştir. 5 HAZİRAN 1919 Perşembe günü ise hiçbir direnmeyle karşılaşmayan Yunanlılar,Akhisar'ı resmen işgal ettiler. Akhisarın işgal haberini alan 14.Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Soma'daki 188 .Alay'a taarruz emri verince 10 HAZİRAN 1919 Salı günü Yunanlılar tahliye edildiler. Akhisar'ın işgali ile birlikte Sındırgı'ya göç eden Akhisarlılar da Akhisar'a geri dönmeye başladılar. Akhisar'da Redd-i İşgal Cemiyetinin Kurulması Yunanlıların yöreyi terk etmesiyle, Akhisarlılar Yunan işgaline karşı örgütlü olarak mücadele etme kararı alıp Redd-i işgal Cemiyetini kurdu. Cemiyetin kurulmasında en büyük görev baştan beri Yunan işgaline karşı örgütlenmeyi isteyen Ethem Bey'indir.

Merhaba dünya

İnternette adet olduğu gibi bende bloguma yazmaya başlarken herkesi selamlıyor.Ve"MERHABA DÜNYA" diyorum.Bu blog da yaşama dair insana dair her konuda yazmaya çalışacağım.Zaman içinde blogum gelişecek ve umarım bu deryada bir damla su gibi berrak bir şekilde yerini alacaktır.Yeni konularda görüşmek üzere...